1. Uluslararası Ankara Öykü Günleri, doğa, edebiyat ve insan ilişkisini merkezine alan programıyla Ankara’da sürüyor. 2 Nisan’da başlayan etkinlik, 10 Nisan’a kadar paneller, söyleşiler ve konserlerle devam edecek.

Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde açılışı yapılan festival, bu yıl ekoloji temasıyla dikkat çekiyor. Açılışta konuşmacılar Yaşar Seyman, Metin Turan, Mustafa Coşar ve Mahmut Ölmez’in katkılarıyla çevre, insan ve edebiyat ilişkisini tartıştı. Program, Anadolu Müzik Kültürleri Derneği Bağlama Akademisi’nin sahne aldığı “Bozkırın Avazı, Anadolu’dan Hikâyeli Türküler” konseriyle devam etti.

Doğa Öykünün Temel Unsuru Oluyor

Bu yılki programda çevre sorunlarıyla sınırlı kalmayıp, insanın doğayla kurduğu ilişkinin edebiyata yansıması ve anlatının yeni duyarlılık alanları yaratması ele alınıyor. Açılışta Metin Turan’ın “Ekolojik kriz aynı zamanda bir anlam krizidir” sözü, festivalin genel yönelimini ortaya koyuyor. Öykü Günleri, doğayı estetik bir arka plan yerine, edebiyatın asli bir unsuru olarak yeniden gündeme taşıyor.

İlk günlerdeki oturumlarda Osman Şahin’in öykülerinde doğa, genç öykücülükte doğanın kurgulanışı, ekoeleştiri ve distopya tartışmaları ile Sait Faik’in çevreci bakışı ele alındı. Sonraki günlerde çağdaş İran öykücülüğü, Yaşar Kemal’in Deniz Küstü romanı, Halikarnas Balıkçısı ve Bilge Karasu üzerine sunumlar yapıldı. Cevat Şakir’in öykülerinde doğanın kişileştirilmesi, çağdaş Türk şiirinde çevreci düşünüş ve Yaşar Kemal tanıklığı programın diğer başlıkları arasında yer aldı.

Gelecek Günlerdeki Etkinlikler

7 Nisan’da “Doğa ve Direniş Öyküleri” oturumunda Özer Akdemir konuşacak; 8 Nisan’da Lydia Davis, Cevat Şakir, Halikarnas Balıkçısı ve çağdaş Rus edebiyatı çerçevesinde yeni oturumlar düzenlenecek. 9 Nisan’da “Eyvan Türküleri” konseri Düşkapanı Sanat Merkezi’nde sahnelenecek. 10 Nisan’daki kapanış programında ise Dostoyevski, Goethe, Yaşar Kemal ve Oktay Rifat’ın tabiat anlayışları bir araya getirilecek.

  1. Uluslararası Ankara Öykü Günleri, öyküyü estetik bir tür olarak değil, çağın meselelerine temas eden canlı bir alan olarak ele alıyor. Doğa, bellek, direniş ve dilin aynı başlık altında buluştuğu etkinlik, edebiyatın hayattan kopuk olmadığını, aksine hayatın içinden konuştuğunu hatırlatıyor.