Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı, feminist hafıza, tanıklık ve arşiv pratiklerini odağına alan e-bülteni “Arşivlik”in dördüncü sayısını yayımladı. Üç ayda bir hazırlanan yayın, bu sayısıyla arşivin yalnızca geçmişi saklayan bir yapı değil, bugünü kuran ve geleceği şekillendiren canlı bir alan olduğuna dikkat çekiyor.
Yeni sayıda feminist hafızanın sürekliliği ve tanıklığın dönüştürücü gücü ön plana çıkarılıyor. 8 Mart’ın tarihsel ve politik mirasından beslenen içerikler, kadınların emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesinin kuşaklar boyunca nasıl aktarıldığını ele alıyor.
Kapak görseli, sanatçı Ayşen Baloğlu imzasını taşıyor. Baloğlu’nun çalışması, sayının genel temasını oluşturan feminist hafıza ve tanıklık kavramlarını görsel bir anlatımla destekliyor.
Sayının öne çıkan yazılarından biri, feminist dijital yayıncılık alanının önemli örneklerinden Çatlak Zemin’in 10 yıllık yolculuğunu ele alan Selime Büyükgöze’nin çalışması oldu. Yazı, dijital arşivlerin ve kolektif hafızanın feminist üretimdeki rolünü tartışmaya açıyor.
Alev Özkazanç’ın kaleme aldığı değerlendirme ise 19 Mart 2025’te yaşanan toplumsal hareketliliği kadın hareketinin birikimi üzerinden ele alarak, feminist mücadelenin kamusal alandaki kurucu etkisine odaklanıyor. Kadınlar ve LGBTİ+ bireylerin görünürlüğü bu çerçevede yeniden değerlendiriliyor.
Röportaj bölümünde Nilgün Kıvırcık, aktivist Cemre Baytok ile feminist örgütlenmenin dijital ve kurumsal dönüşümünü konuşuyor. Bu bölüm, feminist mücadelenin güncel pratiklerine ışık tutuyor.
“Tarihe Not” bölümünde erken Cumhuriyet dönemi güzellik yarışmaları feminist bir perspektifle ele alınırken, Fransa’da kurulması planlanan “Feminizmler Müzesi” de tartışmaya açılıyor. Ayrıca UN Women Türkiye iş birliğiyle yürütülen arşiv projeleri kapsamında önemli koleksiyonların dijital erişime açılacağı duyuruluyor.
Dijital çağın yeni hafıza biçimlerine odaklanan yazılarda ise sosyal medya etiketlerinin feminist hareket açısından bir “hafıza alanına” dönüşümü ele alınıyor. “Arşivlik”in bu sayısı, feminist arşivciliğin yalnızca geçmişi korumak değil, bugünü dönüştürmek için de güçlü bir araç olduğunu vurguluyor.




