Türk edebiyatının dikkat çeken genç kalemlerinden Özlem Özdaş, Banliyö Kitap’tan çıkan yeni kitabı Kırık Taht ile okuruyla buluştu. Yazarın Haziran ayında yayımlanan Yamuk Tablo’sunun ardından çıkan bu yeni öykü kitabı, Özdaş’ın karanlık ve sarsıcı anlatımını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Yazar ve akademisyen Hakan Akdoğan’ın arka kapak yazısında belirttiği gibi, Kırık Taht, sıradan görünen yaşamların ardında gizlenen en karanlık ve rahatsız edici gerçekleri ortaya çıkarıyor. “Bir evin içinde çocuk kahkahalarının gölgesine karışan yasak bir dokunuş… Bir sofrada yağlı et parçalarının arasında saklanan iğrenç bir sır… Kırık bir aynadan kendine bakarken yüzünü değil, parçalanmış benliğini gören kadın…” satırları, Özdaş’ın öykülerinde sıradan olanın nasıl korkutucu bir hâl alabildiğini gösteriyor.
Kitap, okuru tiksinti ile haz, sevgi ile şiddet ve varlık ile yokluk arasındaki ince çizgilerle yüzleşmeye çağırıyor. Akdoğan, “Gerçekten sağlam duran hangi tahtın altında kırıklar gizli değil ki?” sözleriyle kitabın temel sorunsalını özetliyor.
Özlem Özdaş Yeni Kitabı ile İlgili Duygu ve Düşüncelerini İstanbul Edebiyat’la Paylaştı
Yeni kitabınız Kırık Taht, okuyanları derinden etkileyen öykülerle dolu. Kitabı yazarken sizi en çok etkileyen temalar nelerdi?
“Bu kitapta insan ruhunun kırılgan ve çoğu zaman görünmez kalan yönlerini keşfetmek istedim. Her öyküde sıradan yaşamların ardında saklı olan travmaları, korkuları ve acıları ortaya çıkarmaya çalıştım. Aile ilişkileri, günlük yaşam, küçük dokunuşlar… Hepsi bazen beklenmedik biçimde insanın hayatını şekillendirebiliyor. Amacım okuru, kendisinin veya çevresindekilerin gizli kırıklarına bakmaya davet etmekti.”
Kitaptaki öyküler oldukça rahatsız edici ve yoğun bir atmosfer barındırıyor. Bu atmosferi yaratırken hangi yöntemleri kullandınız?
“Öncelikle detaylarla çalıştım; sıradan bir yemek sahnesi, bir yolculuk veya aynaya bakış bile farklı bir duygu yoğunluğu yaratabilir. Dilin ritmi ve karakterlerin iç sesleri de bu atmosferin oluşmasında çok etkili oldu. Okurun her öyküde tiksintiyle haz, sevgiyle şiddet arasındaki ince çizgiyi hissetmesini istedim.”
Okurlar kitabı okuduktan sonra hangi duyguyu taşımalarını umut ediyorsunuz?
“Belki rahatsızlık, belki sorgulama… Ama esas olarak empati ve farkındalık. İnsanların kusurları, korkuları, zaafları ve hatta saplantılarıyla yüzleşmek, onları anlamak ve yargılamadan gözlemlemek. Kırık Taht bir ayna gibi; okur kendi kırık tahtlarını fark ediyor, belki de onları onarmanın yollarını düşünüyor.”
Öykülerin bu denli karanlık olması yazarlık sürecinizi nasıl etkiledi?
“Bazen ağır oldu, itiraf etmeliyim. Ama aynı zamanda çok öğreticiydi. Karakterlerin iç dünyasına girmek, kendi duygularımı ve tecrübelerimi de sorgulamama yol açtı. Yazmak bir tür yüzleşme süreciydi; hem kendimle hem de okurla dürüst bir bağ kurmak istedim.”
Bu kitabınız da Banliyö Kitap tarafından yayımlandı. Banliyö Kitap ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
“Banliyö Kitap, eserime duyduğu özeni ve anlayışıyla yazma sürecimi çok destekledi; birlikte çalışmak büyük bir keyifti.”
Son olarak, okurlar Kırık Taht’ı okurken nelere dikkat etmeliler?
“Her öyküyü yavaş yavaş, karakterlerin iç dünyasına dalarak okumalarını öneririm. Sürükleyici ama sabırlı bir okuma gerekiyor. Her sayfada, görünürde sıradan olanın ardındaki karanlık gerçeklerle karşılaşacaklar ve bu karşılaşma hem sarsıcı hem de düşündürücü olacak.”
Kırık Taht, derinlikli karakterleri ve sarsıcı öyküleriyle genç yazar Özlem Özdaş’ın okurlarına unutulmaz bir okuma deneyimi sunuyor.





