Bağımsız Kadın+ Edebiyatçılar grubu, yayıncılık sektöründeki kurumlara toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık, şiddet ve cinsel tacizle mücadele konusunda ivedi şekilde sorumluluk alma çağrısı yaptı. Grup, sektördeki örgütlere, sendikalara ve derneklere yönelik kapsamlı taleplerini paylaşarak, yalnızca toplumsal tepki vermenin yeterli olmadığını; kalıcı, kurumsal ve uygulanabilir mekanizmaların kurulması gerektiğini vurguladı.

Kadın+ Edebiyatçılar, Türk Yayıncılar Birliği, Türkiye PEN ve Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) başta olmak üzere tüm sektör bileşenlerine ilettikleri taleplerle, yayın dünyasında “güvenli alan” oluşturmak için atılması gereken adımları sıraladı.

“Sözler değil, somut eylemler gerekli”

Bir açıklama yaparak bir araya gelen grup, cinsel taciz ifşalarının yeniden gündeme geldiği 2025 Ağustos döneminde dayanışma amacıyla örgütlendiklerini hatırlatarak, tepkilerin sosyal medya paylaşımlarında kalmaması gerektiğini belirtti. Kadın+ Edebiyatçılar, hazırladıkları talepleri daha önce imzaya açtıklarını ve pek çok yayınevinin bu çağrıyı duyurduğunu ifade etti. Ancak bunun yeterli olmadığını, “Artık harekete geçme zamanı” diyerek açıkladılar.

Grup, “Somut adımlar hayata geçirilene kadar, kadınların yayıncılık alanında kendini güvende hissetmesi ve ayrımcılığın ortadan kalkması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

“Failler etkinliklerde ağırlanırken, ifşa edenlerin yalnız bırakıldığını gördük”

Açıklamada, yayınevlerinin sosyal medyada destek açıklamaları yaparken pratikte farklı tutumlar sergilediği örneklere dikkat çekildi. Hukuki süreç başlatılmadığı gerekçesiyle ifşada bulunanların yalnız bırakıldığı, faillerin hiçbir şey olmamış gibi etkinliklerde yer almaya devam ettiği belirtildi.

Cinsel tacizin kimi çevrelerde hâlâ “normalleştirildiği” vurgulanırken, “Her şey de taciz olamaz, flört edemeyecek miyiz?” gibi söylemlerle şikâyetlerin geçersiz kılınmaya çalışıldığı ifade edildi.

“Kurumların etkin başvuru mekanizmaları yok”

Kadın+ Edebiyatçılar, Türkiye’de birçok kurumun toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik politika belgeleri yayımladığını hatırlattı; ancak yayıncılık sektöründe hâlâ böyle kapsamlı bir mekanizma bulunmadığını belirtti.

Türkiye Yayıncılar Birliği’nin “Profesyonel Davranış İlkeleri”nde taciz ve ayrımcılığa karşı ifadelerin yer almasının olumlu ancak yetersiz olduğu dile getirildi. Bu ilkelerin, kurumları somut sorumluluk almaya zorlamadığı belirtildi.

“ILO 190 uyarıyor: Taciz bir iş güvenliği sorunudur”

İş yaşamında şiddet ve tacizi önleyen ILO 190 Sözleşmesi’nin öneminin altını çizen grup, cinsel tacizin bir iş güvenliği meselesi olduğunu vurguladı. Yayıncılık sektöründe kadın+ çalışanların korunması için uluslararası standartlara uygun mekanizmaların oluşturulmasının acil ihtiyaç olduğunu belirtti.

Sektöre sunulan talepler: Politika belgeleri, komisyonlar, yaptırımlar

Kadın+ Edebiyatçılar, sektördeki tüm birlik, örgüt ve yayınevlerine kapsamlı bir eylem listesi sundu. Taleplerin ana başlıkları şöyle özetlendi:

Sektörel örgütlerden talepler

  • Toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık ve şiddeti önleme politika belgesi hazırlayıp yayımlamak,

  • Sendikalar ve derneklerde etkin kadın komisyonları kurulması,

  • Cinsel taciz ve şiddet vakaları için gizlilik esaslı, hızlı işleyen şikâyet mekanizmaları oluşturmak,

  • Kurumsal eylem planı hazırlamak ve kamuoyuna açık şekilde paylaşmak,

  • Feminist ve queer kuramlara dayalı eğitimler düzenlemek,

  • Tüm süreçlerde alanında uzman kadın örgütleriyle çalışmak,

  • Gerekli bütçeyi ayırmak.

Yayınevlerinden talepler

  • Hazırlanan politika belgelerini imzalamak ve görünür şekilde paylaşmak,

  • Kurum içinde taciz ve ayrımcılıkla mücadele için eşitlik, toplumsal cinsiyet veya onur kurulu gibi komiteler kurmak,

  • Faillerle ilişkilerin “beyana dayanarak” askıya alınacağına dair açık taahhüt vermek,

  • Jüri, panel ve festival listelerinde %50 kadın kotası hedeflemek,

  • Kadın+ çalışan, yazar, çevirmen ve editör oranlarını yıllık raporlarla açıklamak,

  • Düzenli farkındalık eğitimi vermek ve uzman danışmanlarla çalışmak.

Politika belgesinin içermesi gereken maddeler

Hazırlanacak politika belgesinin, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve cinsel tacizi net şekilde tanımlaması; şikâyetçi haklarının güvence altına alınması; gizlilik, şeffaflık, ivedilik ve koruyucu yaklaşım ilkelerini içermesi gerektiği vurgulandı.

Şikâyet sürecinde ikincil mağduriyetin önlenmesi, şikâyetçinin bilgilendirilmesi, destek alabilmesi ve soruşturmanın bağımsız uzmanlarca yürütülmesi talep edildi.

“8 Mart’ın bir dönüm noktası olmasını istiyoruz”

Kadın+ Edebiyatçılar, sundukları taleplerin yerine getirilmesinin yayıncılık alanında çalışan kadın+ bireylerin güvenliği için hayati olduğunu ifade ederek, yaklaşan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün bu adımların atıldığı bir milat olmasını temenni ettiklerini belirtti.

Grup, “Somut ilerleme sağlanana kadar mücadeleye devam edeceğiz” diyerek açıklamasını sonlandırdı.